Anayasa Mahkemesi (AYM), işe iade davalarında arabuluculuk aşamasına ilişkin yürütülen katı ve şekilci uygulamaların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Resmi Gazete'de yayımlanan karar, özel güvenlik şirketinde çalışan U.Ö. isimli bir çalışanın işe iade istemiyle açtığı dava sürecinde ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıktan kaynaklandı.
U.Ö., iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek işe iadesini talep etti. İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işe iade davası açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olduğu için, U.Ö. öncelikle arabuluculuk sürecini başlattı. Ancak karara konu olayda, çalışanın arabuluculuk sürecini tamamladığı halde mahkemenin, arabuluculuk son tutanağındaki bazı biçimsel eksiklikleri gerekçe göstererek davayı usulden reddettiği belirtildi.
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu inceleyerek, arabuluculuk kurumunun amacının taraflar arasındaki uyuşmazlığı daha hızlı ve az masrafla çözmek olduğunu hatırlattı. Yüksek Mahkeme, bu amacın gerçekleştirilebilmesi için arabuluculuk sürecine ilişkin usul kurallarının aşırı katı yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Aksi takdirde, işçinin dava hakkını kullanmasının fiilen engellenebileceği ve bunun da mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturabileceği vurgulandı.
Kararda, mahkemelerin arabuluculuk dava şartını değerlendirirken şekilci bir yaklaşım yerine, tarafların iradesini ve sürecin özünü esas alması gerektiği ifade edildi. Anayasa Mahkemesi, somut olayda davacının arabuluculuğa başvurduğunun ve sürecin tamamlandığının açık olduğunu, yalnızca tutanaktaki biçimsel bir eksikliğin davanın reddine gerekçe yapılmasının hakkın özünü zedelediğini belirtti. Bu nedenle, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmedildi.
Türkiye'de 2018'den bu yana işe iade davaları da dahil olmak üzere birçok iş uyuşmazlığında arabulucuya başvuru dava şartı olarak uygulanıyor. Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması durumunda son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekiyor. Uygulamada zaman zaman son tutanağın aslının sunulmaması, imza eksikliği veya tarih bilgisi gibi nedenlerle davaların usulden reddedildiği görülüyor. Anayasa Mahkemesi'nin bu emsal niteliğindeki kararı, benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerin daha esnek ve hak temelli bir yorum benimsemesinin önünü açabilir.
Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte, işe iade davalarında arabuluculuk şartının nasıl uygulanacağına ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. İş hukuku uzmanları, bu kararın özellikle usuli eksiklikler nedeniyle dava hakkı elinden alınan işçiler için önemli bir güvence oluşturduğunu değerlendiriyor. Alt derece mahkemelerinin bu kararı emsal olarak dikkate alması ve benzer başvurularda ihlal kararlarının önüne geçilmesi öngörülüyor.
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, işe iade davalarında arabuluculuk sürecinin etkin bir şekilde işletilmesi ile tarafların mahkemeye erişim hakkı arasındaki dengeyi yeniden tanımlıyor. Kararın, iş yargılamasında usul ekonomisi ile hak arama özgürlüğü arasındaki hassas çizgiyi korumaya yönelik önemli bir adım olduğu belirtiliyor. U.Ö.'nün başvurusu üzerine verilen bu karar, benzer mağduriyetler yaşayan işçiler için yol gösterici nitelik taşıyor.