Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda orman yangınlarına dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Son yıllarda artan orman yangınlarını gündeme taşıyan Kılıç, yangınların artık çevreyi, tarımı, su kaynaklarını ve geleceği tehdit eden milli bir mesele olduğunu söyledi.
Daha önce Tarım ve Orman Bakanı'na çok sayıda soru önergesi sunduğunu hatırlatan Kılıç, yangın riskine karşı alınan tedbirlere ilişkin birçok soru yöneltti. Resmi verilere göre 2026 yılının ilk yarısında Türkiye genelinde 3 binin üzerinde, 26 Haziran ile 7 Temmuz arasındaki 11 günlük süreçte ise 884 yangınla mücadele edildiğini açıklayan Kılıç, yangın riskinin artık olağanüstü değil sürekli hale geldiğini vurguladı.
Konuya ilişkin Meclis’te konuşan Kılıç, şu sözlere yer verdi: “Orman yangınları artık çevremizi, tarımımızı, su kaynaklarımızı, ekonomimizi ve geleceğimizi tehdit eden millî bir meseledir. Bu kürsüden daha önce defalarca uyardık. Tarım ve Orman Bakanına verdiğim soru önergelerinde; yangın söndürme uçaklarının ve helikopterlerinin gerçek operasyon kapasitesini, orman işçisi sayısını ve ihtiyacını, erken uyarı sistemlerinin yeterliliğini, yangın emniyet yollarının durumunu ve yüksek riskli bölgelerde alınan önleyici tedbirleri sordum. Çünkü biliyoruz ki afet yönetimi, yangın çıktıktan sonra değil, yangın çıkmadan önce yapılan hazırlıkla ölçülür.”
“Yalnızca bu yılın ilk yarısında ülkemizde 3 binin üzerinde yangın meydana gelmiştir. Sadece 26 Haziran ile 7 Temmuz arasındaki 11 günlük süreçte 884 yangınla mücadele edilmiştir. Aynı süreçte hava araçları 19 bin 872 sorti gerçekleştirmiş, 65 bin 283 ton su atmıştır. Bu rakamlar tehdidin büyüklüğünü gösterirken, aynı zamanda yangın riskinin artık olağanüstü değil, sürekli hâle geldiğini de ortaya koymaktadır.”
Kılıç, orman işçileri, itfaiye, AFAD ekipleri, jandarma ve gönüllülerin fedakârlığını takdir ettiğini belirterek, “Ancak onların gösterdiği kahramanlık, eksik planlamanın mazereti olamaz. Asıl başarı yangını söndürmek değil, yangının çıkmasını önlemek, büyümeden kontrol altına almak ve aynı acıları tekrar yaşatmayan bir sistemi kurabilmektir” dedi.
Bugün cevap bekleyen sorular hâlâ ortadadır diyen Kılıç, şu soruları sıraladı: “Risk haritaları bilimsel verilere göre güncelleniyor mu? Yangın gözetleme kuleleri ve erken uyarı sistemleri yeterli mi? Enerji nakil hatları düzenli denetleniyor mu? Orman içi ve orman kenarındaki bakım çalışmaları zamanında yapılıyor mu? Mevsimlik orman işçisi ihtiyacı tam olarak karşılanıyor mu? Kurumlar arasındaki koordinasyon eksiksiz sağlanabiliyor mu?”
“Unutmayalım ki yanan her ağaç sadece bir can değildir; kaybettiğimiz oksijendir, sudur, bereketli toprağımızdır, çiftçimizin geleceğidir, çocuklarımıza bırakacağımız emanettir. Devlet, afetlere yalnızca müdahale eden değil; riskleri önceden gören, tedbiri zamanında alan ve milletin emanetini koruyan bir anlayışla hareket etmek zorundadır” diyen Kılıç, araştırma önergesini, eksikleri tespit etmek, ihmalleri ortaya çıkarmak ve ülkeyi her yaz aynı acıları yaşayan değil, felaketleri önleyen bir noktaya ulaştırmanın yollarından biri olarak değerlendirdiklerini ifade etti.