Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği Kongresi'nde söz alan Prof. Dr. Emre Huri, cerrahi alanındaki teknolojik dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Huri'nin aktardığına göre, 3D baskı, dijital ikiz ve sanal gerçeklik gibi uygulamalar cerrahi müdahaleleri köklü biçimde değiştiriyor. Geleneksel olarak büyük ölçüde cerrahın deneyimine ve ameliyat sırasındaki gözlemlerine dayanan süreç, artık önceden hesaplanabilen ve prova edilebilen bir yapıya kavuşuyor.
Prof. Dr. Huri, geçmişte cerrahların karmaşık vakalarda büyük oranda tahmin ve el becerisiyle hareket ettiğini, günümüzde ise hastanın anatomik yapısının birebir dijital kopyasının oluşturulabildiğini ifade etti. Bu yöntem sayesinde müdahale öncesinde organların yapısı, tümörlerin konumu ve çevre dokularla ilişkisi milimetrik düzeyde incelenebiliyor. Böylece cerrah, ameliyata girmeden önce karşılaşabileceği anatomik zorlukları görüp planını buna göre şekillendirebiliyor.
3D baskı teknolojisi, hastanın organ veya doku modelinin fiziksel olarak üretilmesine imkân tanıyor. Özellikle böbrek, prostat ve damar yapıları gibi hassas bölgelerde çalışan üroloji uzmanları, bu modeller üzerinde kesme, dikme ve yerleştirme adımlarını önceden deneyimleyebiliyor. Huri'nin açıklamasına göre, bu durum operasyon sırasında yaşanabilecek sürprizleri azaltıyor ve cerrahın kendine olan güvenini artırıyor.
Dijital ikiz kavramı ise hastanın sanal bir kopyasının oluşturulmasını sağlıyor. Bu sanal kopya üzerinde farklı cerrahi senaryolar test edilebiliyor; örneğin bir tümörün hangi açıdan çıkarılmasının daha az doku hasarına yol açacağı önceden hesaplanabiliyor. Sanal gerçeklik uygulamaları da cerrahların üç boyutlu ortamda ameliyatı simüle etmesine ve eğitim almasına olanak tanıyor. Huri, bu teknolojilerin bir arada kullanılmasının cerrahiyi bir tür mühendislik disiplinine yaklaştırdığını dile getirdi.
Uzmanlar, bu dijital araçların yalnızca ameliyat başarısını değil, hasta güvenliğini de artırdığını vurguluyor. Önceden yapılan planlama sayesinde komplikasyon riskleri düşerken, operasyon süreleri ve hastanede kalış süreleri kısalabiliyor. Ayrıca kişiye özel implant ve cerrahi rehberlerin üretilmesi, tedavinin hastaya göre uyarlanmasını mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, sağlık hizmetlerinde kişiselleştirilmiş tedavi anlayışının önemli bir parçası olarak görülüyor.
Prof. Dr. Huri'nin paylaştığı bilgilere göre, söz konusu teknolojiler üroloji başta olmak üzere birçok cerrahi branşta giderek daha yaygın kullanılıyor. Sağlık kuruluşlarının altyapı yatırımları ve cerrahların bu alandaki eğitimi arttıkça, dijital planlama araçlarının önümüzdeki dönemde standart uygulama haline gelmesi bekleniyor. Cerrahide dijital dönüşüm, hem hekimlerin karar alma sürecini güçlendiriyor hem de hastalar için daha öngörülebilir ve güvenli bir tedavi süreci sunuyor.