Trabzonspor'un Papara Park'ta oynadığı bir karşılaşmada, Mısırlı futbolcu Mohamed Salah'ın attığı gollerin ardından taraftarlar "Allah Allah, Muhammed Salah" şeklinde tezahürat yaptı. Bu tezahürat, ilahiyatçı Dr. İhsan Şenocak'ın tepkisine yol açtı. Şenocak, konuya ilişkin olarak sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı ve dinî değerlerin korunması gerektiğini vurguladı.
Şenocak, yaptığı paylaşımda söz konusu tezahüratın dinî kavramlarla bir sporcunun isminin aynı dizide kullanılmasının doğru olmadığını savundu. Ona göre, kutsal ifadelerin futbol tezahüratı içinde ritmik bir şekilde söylenmesi, dinî terminolojinin hafife alınması anlamına gelebilir. İlahiyatçı, bu tür kullanımların toplumda dinî hassasiyetleri zedeleyebileceğini öne sürdü. Ayrıca taraftarların coşkusunu anlayabildiğini ancak bu coşkunun ifade biçiminin uygun olmadığını belirtti.
İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi'nin (İFAM) kurucusu olan Dr. İhsan Şenocak, ilahiyat alanındaki çalışmalarıyla tanınan bir isim. Daha önce de dinî konularda çeşitli açıklamalar yapan Şenocak'ın bu son yorumu, spor ve din ilişkisini yeniden tartışmaya açtı. Kamuoyunda farklı kesimlerden konuya ilişkin yorumlar gelmeye başladı.
Mohamed Salah, Trabzonspor'a katıldığı dönemden itibaren sergilediği performansla taraftarların büyük beğenisini kazandı. Gol attığı anlarda tribünlerden yükselen tezahürat, taraftarların Salah'a duyduğu sevginin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak bu sevgi gösterisinin dinî bir ifadeyle harmanlanması, bazı çevrelerde rahatsızlık yarattı.
Futbol tribünlerinde zaman zaman dinî ve kültürel öğelerin yer aldığı tezahüratlar duyulabiliyor. Bu tür ifadelerin bir sevgi ifadesi mi yoksa uygunsuz bir kullanım mı olduğu konusunda toplumsal görüş ayrılıkları mevcut. Şenocak'ın açıklaması da bu genel tartışmayı Trabzonspor özelinde canlandırdı. Konu, sosyal medyada da geniş bir şekilde konuşulmaya başlandı.
Tezahüratın ardından Trabzonspor yönetiminden veya teknik heyetten konuyla ilgili resmî bir açıklama yapılmadı. Taraftar gruplarının bu eleştiriye nasıl bir yanıt vereceği ise henüz belirsizliğini koruyor. Ancak ilahiyatçının tepkisi, spor müsabakalarındaki tezahürat kültürü ile dinî değerler arasındaki çizginin yeniden değerlendirilmesine yol açtı. Önümüzdeki günlerde konunun gündemde kalması bekleniyor.