Bir ekonomi yazarı, dünya genelinde yaşanan çatışmaların temelinde ABD ile Çin arasındaki güç mücadelesinin yattığını belirterek Türk ekonomisinin yeni bir krizle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Yazar, Rusya-Ukrayna savaşında izlenen politikanın riskleri azalttığını ancak Ortadoğu'daki gelişmelerin ekonomik dengeleri tehdit ettiğini ifade etti.
Yazarın değerlendirmesine göre, küresel ölçekteki savaşlar yalnızca askeri çatışmalardan ibaret değil; aynı zamanda büyük güçler arasındaki ekonomik rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. Bu rekabetin enerji arzı, ticaret yolları ve finansal istikrar üzerinde doğrudan baskı oluşturduğu öne sürülüyor.
Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşında tarafsız bir tutum benimseyerek denge politikası izlediği belirtiliyor. Bu yaklaşımın, ülkeye diplomatik manevra alanı kazandırdığı ve bazı ekonomik riskleri sınırladığı ifade ediliyor. Ancak aynı esnekliğin Ortadoğu'daki gerilimler söz konusu olduğunda sürdürülmesinin zorlaşabileceği kaydediliyor.
Yazar, Türkiye'nin Ortadoğu'da İran ile ilişkilerinde ciddi bir kayıp yaşama riskiyle karşı karşıya olduğunu iddia etti. Bu riskin gerçekleşmesi durumunda enerji tedariki, sınır ticareti ve bölgesel iş birliği alanlarında olumsuz sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Söz konusu senaryonun Türk ekonomisine ağır bir maliyet yükleyebileceği öne sürüldü.
Ekonomi çevrelerinde, gelişmekte olan ülkelerin dış şoklara karşı daha kırılgan olduğu sıkça dile getiriliyor. Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlı yapısı ve bölgesel ticaret bağlantıları göz önüne alındığında, komşu ülkelerle yaşanacak olası bir gerilimin makroekonomik göstergeler üzerinde baskı yaratabileceği değerlendiriliyor.
Henüz resmi bir kriz ilan edilmiş değil. Uzmanlar, söz konusu değerlendirmelerin bir risk uyarısı niteliği taşıdığını ve gelişmelerin yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Türk ekonomisinin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği, atılacak diplomatik ve ekonomik adımlara bağlı olarak şekillenecek.