Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük'te yürütülen arkeolojik kazılarda, yaklaşık 66 milyon yıl öncesine tarihlenen bir deniz yumuşakçası fosili bulundu. Beş bin yıllık yerleşim izlerinin araştırıldığı höyükte gün yüzüne çıkarılan buluntunun Gastropoda sınıfına ait olduğu değerlendiriliyor. Keşif, arkeoloji ve yer bilimleri alanında çalışan uzmanların ilgisini çekti.
Gastropoda, günümüzde salyangozlar, deniz salyangozları ve birçok kabuklu yumuşakçayı içeren geniş bir canlı grubudur. Külhöyük'te tespit edilen örneğin denizel bir türe işaret ettiği ve bölgenin milyonlarca yıl önce deniz seviyesi altında kaldığını gösterdiği belirtiliyor. Uzmanlar bu tür kalıntıların, Ankara çevresinin eski coğrafyasını anlamak için önemli olduğunu vurguluyor.
Kazı alanının arkeolojik önemi, Hatti ve Hitit dönemlerine kadar uzanan yerleşim katmanlarından geliyor. Daha önceki sezonlarda mimari kalıntılar, seramik parçaları ve çeşitli gündelik yaşam nesneleri belgelenmişti. Yeni bulunan fosil ise bu kültürel birikimin çok daha altındaki ya da dolgu içindeki jeolojik süreçlerin de incelenmesine olanak sağlıyor.
Kazı ekibi ve yetkililer, fosilin ortaya çıkarılmasının ardından titiz bir kayıt ve koruma süreci başlattı. Önümüzdeki aşamada uzmanlar tarafından yapılacak ayrıntılı analizlerle türün yaşadığı dönem, ortam koşulları ve fosilleşme biçimi hakkında daha net bilgiler elde edilmesi hedefleniyor. Buluntunun aynı zamanda bilimsel eğitim ve müze sergileme çalışmaları için de değer taşıdığı ifade ediliyor.
Külhöyük, Gölbaşı ilçesinin güneyinde yer alan, farklı dönemlere ait tabakalarıyla bilinen önemli bir höyüktür. Bölgedeki kazı çalışmaları kültürel mirasın ortaya çıkarılması, belgelenmesi ve korunması amacıyla sürdürülüyor. Arkeologlar, höyüğün yalnızca insan topluluklarına ait izleri değil, doğal tarih kalıntılarını da barındırdığına dikkat çekiyor.
Yaklaşık 66 milyon yıl öncesi, yeryüzünde büyük iklim ve ekosistem değişimlerinin yaşandığı bir dönemdir. Bu çağa ait denizel fosiller, Anadolu'nun o dönemdeki coğrafi yapısı ve denizel ortamları hakkında ipuçları verir. Külhöyük'teki bulgunun, bölgesel veri eksikliğinin giderilmesine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, fosilin korunmasının ardından laboratuvar ortamında inceleneceğini ve tür teşhisi için karşılaştırmalı çalışmalar yapılacağını aktardı. Aynı alanda benzer paleontolojik kalıntılara rastlanması hâlinde, höyüğün çok disiplinli araştırmalar için daha da önem kazanacağı belirtiliyor. Bu süreçte arkeolojik ve paleontolojik veriler birlikte değerlendirilecek.
Külhöyük'teki kazı çalışmaları planlanan program çerçevesinde sürerken, yeni bulguların bilimsel raporlar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Hem kültürel miras hem de doğal tarih açısından önem taşıyan höyükte, gelecekte yapılacak araştırmaların bölgenin geçmişine yönelik bilgileri genişletmesi öngörülüyor. Keşif, Ankara'nın arkeolojik ve jeolojik potansiyelini bir kez daha gündeme taşıdı.