Antalya'nın en önemli doğal ve turistik değerleri arasında yer alan falezler için hazırlanan sürdürülebilirlik raporu, kıyı alanlarının geleceğine ilişkin dikkat çeken tespitler içeriyor. Kent merkezinden Lara'ya kadar uzanan traverten falez hattının yoğun yapılaşma, otel platformları, asansör girişimleri ve ticari kullanımlar nedeniyle doğal ve kamusal niteliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Raporda, 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kıyıların herkesin kullanımına açık olması gerektiği hatırlatılırken, Antalya'da bazı alanlarda halkın denize erişiminin kısıtlandığı belirtildi. Falezlerin yalnızca turizm açısından değil, jeolojik ve ekolojik açıdan da büyük önem taşıdığına dikkat çekildi. Falezlerin üzerindeki artan yapı ve kullanım baskısının, falez tabanındaki dalga aşındırmasıyla birleşerek kaya bloklarında kopma ve jeolojik stabilite kaybı riskini artırdığı ifade edildi. İklim değişikliği ve deniz seviyesindeki yükselmenin dalga etkisini artırarak erozyon sürecini hızlandırabileceği de kaydedildi.
Raporda ayrıca özellikle Konyaaltı bölgesinde çatlaklı veya gevşek kaya kütlelerinin bulunduğuna yönelik tespitlere yer verildi. Falezlerin yapısal durumunun jeolog, jeofizik ve inşaat mühendisleri tarafından düzenli olarak incelenmesi, riskli bölgelerde kaya stabilitesi analizlerinin yapılması ve erken uyarı sistemlerinin kurulması önerildi. Çözüm önerileri arasında falez bölgeleri için yapılaşma sınırlarının netleştirilmesi, doğal yapıya zarar veren unsurların kaldırılması veya rehabilite edilmesi ve riskli yapıların belirlenerek gerekli güvenlik önlemlerinin alınması da yer aldı. Ancak sık sık önlem alınması çağrısı yapılmasına rağmen falezler üzerinde yeni yapılaşmalara izin verildiği görüldü.
Öte yandan kaçak yapılar da sık sık tartışma konusu olmuştu. Raporda, belediyeler, ilgili bakanlıklar, üniversiteler ve meslek odalarının içerisinde yer alacağı bağımsız bir denetim ve karar mekanizması kurulması önerildi. Falezlerde yapılacak erişim güçlendirme ve kullanım projelerinin yalnızca kamu yararı ve ekolojik bütünlük kriterleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Antalya'nın şehir merkezinde denize girilebilen nadir turizm kentlerinden biri olduğu ifade edilen raporda, Konyaaltı Beach Park ve Lara Beach Park gibi alanların halkın maksimum düzeyde ve ücretsiz yararlanabileceği sosyal alanlar olarak planlanması önerildi. Geçmişte halkın doğrudan kullandığı bazı plajların turistik tesislere tahsis edildiği belirtilerek, zorunlu kullanım halleri dışındaki tahsislerin yeniden değerlendirilmesi ve kamu yararı doğrultusunda halkın kıyılardan bedelsiz yararlanmasının sağlanması çağrısı yapıldı.
Son olarak raporda, falezlerin ve kıyı alanlarının yalnızca turizm geliri sağlayan bölgeler olarak görülmemesi gerektiği, doğal yapının korunmasının gelecek kuşaklara karşı jeolojik ve toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.