Yeni Partili Coşar'dan Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'ne Eleştiri

Yeni Parti Antalya Milletvekili Aliye Coşar, TBMM'de görüşülen Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'ne tepki göstererek, düzenlemenin cezalandırma odaklı olduğunu ve çocukların suçtan korunması yerine cezaların artırılmasını öngördüğünü söyledi.

Bu haber ilgini çekti mi?Benzer gelişmeleri kişisel akışında gör ve bildirimlerini seç.
+Gündem
Yeni Partili Coşar'dan Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'ne Eleştiri
Temsili görsel
Haberin kısa özeti2 dakikada okuyun
  • Yeni Parti Antalya Milletvekili Aliye Coşar, TBMM'de görüşülen Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'ne tepki göstererek, düzenlemenin cezalandırma odaklı olduğunu ve çocukların suçtan korunması yerine cezaların artırılmasını öngördüğünü söyledi.
Editoryal not: Bu içerik, doğrulanabilir kaynaklar ve görsel veriler titizlikle analiz edilerek, özgünlük ilkeleri çerçevesinde editoryal süreçten geçirilerek hazırlanmıştır.

Yeni Parti Antalya Milletvekili Aliye Coşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda görüşülen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine partisi adına yaptığı konuşmada, düzenlemeyi sert sözlerle eleştirdi.

Coşar, Meclis bünyesinde oy birliğiyle oluşturulan Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu'nun raporu henüz tartışılmadan ve Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu'nun çalışmaları devam ederken böyle bir teklifin getirilmesinin, iktidarın soruna yaklaşımını ortaya koyduğunu belirtti. Önemli bir konuda araştırma komisyonlarının raporlarıyla birlikte hareket edilmesi ve bütüncül bir politika üretilmesi gerektiğini ifade eden Coşar, komisyon raporları değerlendirilmeden hazırlanan kanun teklifinin, soruna çözüm yerine cezalandırma odaklı bir sistem yarattığını savundu.

Çocukların suç işledikten sonra daha ağır cezalarla değil, suçtan önlenerek korunabileceğini vurgulayan Coşar, çocukları suça iten sosyolojik nedenler, sosyoekonomik koşullar, yoksulluk ve eğitim durumu gibi etkenlerin, çocukları organize suç çetelerinin hedefi haline getiren çevresel faktörlerin başında geldiğini kaydetti. 2003 yılında çocuklara verilecek cezanın yirmi yıl iken 2005'te yirmi dört yıla çıkarıldığını, şimdi ise yirmi yedi yıla yükseltilmek istendiğini hatırlatan Coşar, cezalar arttıkça suç oranının da arttığını, bu nedenle tartışılması gereken asıl meselenin bu olduğunu dile getirdi.

Çocuk adalet sisteminde ağır cezalandırmanın değil; suça sürükleyen etmenlerle, yoksullukla, eğitimden kopuşla, ihmal ve istismarla, bağımlılıkla, şiddetle, çocuk işçiliğiyle ve örgütlü suç ağlarıyla etkin mücadelenin esas alınması gerektiğini belirten Coşar, teklifin Anayasa'ya aykırılıklar içerdiğini öne sürdü. Çocukların doğrudan eğitim evlerine gönderilmesi ilkesinden vazgeçildiğini ve Anayasa'nın 42'nci maddesine aykırı olarak eğitim hakkının elinden alınarak doğrudan kapatma yoluna gidildiğini ifade etti. Ayrıca teklifin 10'uncu maddesinde yer alan çocuğun dijital cihazlarının takip yazılımlarıyla iki yıl izlenmesi düzenlemesinin, Anayasa'nın 20'nci maddesine göre özel hayatın gizliliğine aykırı olduğunu savundu. Anayasa'nın 41'inci maddesinin çocuğun yüksek yararını ve korunmasını hükme bağladığını hatırlattı.

Coşar, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin bağlayıcılığına dikkat çekerek, sözleşmede ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde yapılan toplantılarda belirlenen kural ve ilkelerde çocuğun üstün yararının gözetildiğini söyledi. Cezaların artırılması değil; kapsayıcı sosyal politikalar üretilerek onarıcı ve yönlendirici uygulamaların hayata geçirilmesinin tavsiye edildiğini belirtti. Pekin Kuralları'nın çocuk adalet sisteminde orantılılığı ve çocuğun sosyal ihtiyaçlarının gözetilmesini öngördüğünü ifade eden Coşar, çocuğa verilecek tepkinin hem fiille hem de çocuğun ihtiyaçlarıyla orantılı olması gerektiğini, yargılamanın çocuğun yaşı ve gelişimi dikkate alınarak yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Riyad İlkeleri'nin ise çocuk suçluluğunun önlenmesinde kurumsal cezalandırma yerine kapsayıcı sosyal politikaların zorunluluğunu ön plana çıkardığını belirten Coşar, bu ilkeler ışığında daha fazla mahkeme ve cezaevi inşa etmek yerine aile, okul ve mahalle düzeyinde kapsayıcı sosyal politikalar uygulanması gerektiğini söyledi.

Teklife bakıldığında siyasi iktidarın çocukların suça sürüklenmesini münferit bir sorun olarak gördüğünü ifade eden Coşar, karşılarında yoksulluk, eğitimden kopuş ve sosyal devlet ilkesinden uzaklaşılmasıyla bağlantılı yapısal bir kriz olduğunu belirtti. Türkiye'nin çocuk yoksulluğunda OECD ülkeleri arasında ikinci sırada olduğunu hatırlatan Coşar, çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği, MESEM uygulamalarında ölen çocuklar ve çeteler gibi konulara dikkat çekti.

Bu haber sizde nasıl bir etki bıraktı?

Tek dokunuşla tepkinizi paylaşın. Seçiminize yeniden basarsanız tepkiniz kaldırılır.

0 tepki

İlgili Haberler

Aynı konudaki gelişmeler