Adana'nın Saimbeyli ilçesine bağlı Avcıpınarı ve Beypınarı Yaylası'nda yaşayan emekli imam H.D., çocukluk yıllarında başlayan arı sevgisini emeklilikte de sürdürüyor. Emekli olduktan sonra vaktinin büyük bölümünü yaylada geçiren H.D., her gün karakovanlarının başında arılarını takip ederek doğanın ritmiyle yaşamını sürdürüyor.
Yaylada oğul veren arıları kendi elleriyle karakovanlara alan H.D., üretimin tamamen doğal şartlarda gerçekleştiğini anlattı. Karakovanlarda hazır petek kullanılmadığını, arıların peteklerini tamamen kendi emekleriyle ördüğünü belirten H.D., bölgedeki doğallığın balın en önemli özelliği olduğunu vurguladı.
Çocukluk hayalini emeklilikte gerçekleştirdiğini ifade eden H.D., "Çocukluğumdan beri arıya meraklıydım. Babamın da arıları vardı. 1989 yılında görev yaptığım dönemde maaşımın yarısından fazlasını vererek bir amcadan ilk karakovanımı aldım. O günden bugüne arılara olan sevgim hiç bitmedi. Yaklaşık 30 yıldır karakovan balı üretiyorum" dedi.
Üretim yaptığı Avcıpınarı Yaylası'nın bin 600 rakımda yer aldığını anlatan H.D., bölgenin doğal yapısının balın kalitesini belirleyen en önemli unsur olduğunu kaydederek, "Burada katran ve ardıç ağaçları bulunuyor. Arılar bu bitkilerin aromasını bala taşıyor. Karakovanda petek tamamen arının kendi emeğiyle oluşuyor. Hazır petek kullanılmıyor. Şeker verme şansımız da yok. Bu nedenle tamamen doğal bir üretim yapılıyor" diye konuştu.
Yılda yalnızca bir kez bal hasadı yaptığını kaydeden H.D., "Tek sağım yapıyorum. Böylece baldaki su oranı en düşük seviyeye iniyor ve aroması daha yoğun oluyor. Piyasada çok farklı ballar var ama kimse benim bal sattığımı göremez. Özellikle şeker ve kanser hastaları tercih ediyor" ifadelerini kullandı.