Turizm cenneti Antalya, tarihi ve kültürel yapılarıyla dikkat çekerken, kentin merkezinde yer alan hanlar da bu mirasın önemli bir parçasını oluşturuyor. Ancak Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi’nin 1672’de kaleme aldığı Seyahatname’de adı geçen 9 handan hiçbiri günümüze ulaşamadı. Bu yapılar, yüz yıllar önce tarihin tozlu raflarında kaldı.
Evliya Çelebi’nin kayıtlarına göre, 17. yüzyılda Antalya’da Bezir, Kapan, Pirinç, Muratpaşa, Çavuş, Urum Ali, Dovalı, Serçe ve surların dışında Dizdar Cafer Ağa Hanı olmak üzere 9 han bulunuyordu. Araştırmalar, bu hanlardan 8’inin Kaleiçi surları içinde, birinin ise sur dışında, bugünkü Kale Kapısı, Saat Kulesi ve Kapalı Yol çevresinde yer aldığını gösteriyor.
Tarihçiler, bu hanların depremler, yangınlar ve 19. yüzyıldan itibaren hızlanan şehirleşme sürecinde tamamen ortadan kalktığını belirtiyor. Günümüzde yalnızca daha geç dönemlerde inşa edilen İki Kapılı Han ve Tek Kapılı Han gibi sınırlı sayıdaki yapı ayakta kalabilmiş durumda. Bu durum, Antalya’nın ticaret tarihinin önemli yapı taşlarının büyük bölümünün yalnızca yazılı kaynaklarda yaşamaya devam ettiğini ortaya koyuyor.